Benim yaşlarıma gelmiş çoğu erkek gibi birçok şey yaşadım. Bunların çoğu, ilahiyatçı dostumun sıradan bulacağı şeylerdi. Yüzdüm, gün batımlarında ve fıskiyelerin önünde fotoğraflar çektim, sivri sinek öldürdüm, çekirdek çıtlattım, güneşin doğuşunu izledim, âşık oldum, çamura saplandım, kavgalar ettim, kahvehanelerde bulundum, burnum defalarca kırıldı, batakhanelerde sürttüm, bileğim burkuldu, karakollara, hapishanelere düştüm ve hem farklı sivri sinekler hem de farklı köpekler tarafından ısırıldım. İtiraf etmeliyim o ısırılma hadiselerinin hiçbirinde ne bir hakikat ne de bir fazilet arayışına girmedim. Elbette bir sivrisinek ısırığını küçümsüyor değilim. Haşa. Hele ilahiyatçı dostum buralardayken aklımın ucundan bile geçmez öyle bir şey. Ama köpek ısırmasının da, ne bileyim, göze sabun kaçmasına benzer bir şey olmadığını ifade etmek isterim.