Birkaç papatya, bir yaz günü, çıkışında oyuğun, oturmuş, aşağı ovaları izliyordum ve gördüm birbiriyle karşılaşan insan topluluklarını.
İki kavimdi, kır çiçeği,
Giysileri eski ve mağrurdu bir kavmin, diğerinin yeni ve parlak nar çiçeği,
Yapıp edeceklerini düşününce birbirlerine, dost topluluklar olmalılar demiştim kan gülleriyle gülerek,
İyi göremeyeceğime kanat getirip o mesafeden, beni göremeyecekleri, benimse onları iyi görebileceğim kayalığa indim, kadife bir uçurum dolanarak.
Sonra aşağıdakiler kalabalık, sonra aşağıdakiler guruplar halinde bağıra çağıra saldırdılar birbirlerine, izledim.
Kulakları çınlıyor olmalıydı üstüne her kan sıçrayışında kutsalın ve erdemin coşar gibi ateş çiçeği,
Paslı hançerlerle karınlarını deşmelerini birbirinin,
Kör kılıçlarıyla parçalayışlarını sonra, yetmeyince elleriyle boğazlayışlarını,
Ve parmaklarıyla oyuşlarını gözlerini ve bir ve iki ve üç ve dört, beş, altı…