Modern dünyanın gerçekten ne zaman ve nasıl başladığı sorusu sosyal bilimlerin en köklü tartışmalarından biridir. Perulu düşünür Aníbal Quijano, bu çarpıcı metninde modernitenin –Hegel’den Habermas’a klasik Avrupa-merkezli anlatıların ileri sürdüğünün aksine– Avrupa’nın içsel gelişiminin doğal bir sonucu değil, Amerika kıtasının sömürgeleştirilmesiyle kurulan küresel bir iktidar düzeninin ürünü olduğunu göstermektedir.
İktidarın Kolonyalitesi, Avrupa-merkezcilik ve Latin Amerika, modern kapitalizmin görünmeyen temellerini açığa çıkaran güçlü bir teorik müdahale olarak yayınlandığı günden bu yana on binlerce atıf almış; dekolonyal çalışmalar alanında çığır açmıştır. Quijano’ya göre, modern dünya sistemi ekonomi, emek, bilgi ve kültür alanlarını birbirine bağlayan tarihsel bir tahakküm ağı üzerine kuruludur. Irk fikrinin küresel ölçekte toplumsal sınıflandırmanın merkezine yerleşmesi ve Avrupa-merkezci bilgi üretiminin evrensel norm
hâline gelmesi bu düzenin en kalıcı miraslarıdır. Bugün küreselleşme, modernite ve Batı-dışı toplumların tarihsel deneyimleri üzerine yürütülen tartışmaların önemli bir bölümü Quijano’nun açtığı bu kavramsal vizyon çerçevesinde şekillenmektedir. Beyoğlu Kitabevi’nin Türkçeye kazandırdığı bu eser, moderniteyi yeniden sorgulamak isteyen okurlar için çağdaş sosyal teorinin ezber bozucu klasiklerinden biridir. Aníbal Quijano (1928-2018) çağdaş sosyal teori ve dekolonyal düşüncenin kurucu isimlerinden biri kabul edilen Perulu bir sosyologdur. Lima’daki Universidad Nacional Mayor de San Marcos’ta sosyoloji öğrenimi gören Quijano, akademik kariyerinin önemli bölümünü aynı üniversitede sürdürmüş; ayrıca Universidad Nacional Agraria La Molina ve ABD’de Binghamton University başta olmak üzere, çeşitli uluslararası kurumlarda dersler vermiştir.
Latin Amerika kökenli eleştirel sosyal teori geleneğinin en etkili isimlerinden biri olan Quijano, özellikle 1990’lı yıllardan itibaren geliştirdiği “iktidarın kolonyalitesi/sömürgeselliği” kavramıyla küresel sosyal bilimler literatüründe kalıcı bir etki bırakmıştır. Bu kavram aracılığıyla Quijano, modern dünyanın yalnızca ekonomik ya da politik bir sistem olarak değil, aynı zamanda bilgi üretimi, ırk hiyerarşileri ve kültürel tahakküm biçimleri üzerinden işleyen tarihsel bir güç düzeni olduğunu göstermiştir. Quijano’nun çalışmaları, Latin Amerika düşüncesini küresel teorik tartışmaların merkezine taşıyarak dekolonyal düşüncenin oluşumunda belirleyici bir rol oynamıştır.