Kainatın dengesi çökmüş, gölgeler artık sadece karanlık değil… Bilinçli birer ölüm makinesi. Mahsun’un şeytani planıyla yükselen Kara Terör Birimi, dünyaları birbirine bağlayan kapıları kırarak insanlığı kıyametin eşiğine sürüklüyor.
Böylesi bir felaketin karşısında ayakta kalabilen tek güç ise efsaneleşmiş bir topluluk: Efsanevi Türkler. Musa, Simon, Fatih, Yağmur, Bera ve Gaddar Kibişhi… Her biri farklı bir lanet ile kutsanmış, farklı bir kaderle mühürlenmiş savaşçılar. Kimi ölümün kıyısından güç alıyor, kimi zincirlerden okyanuslar doğuruyor, kimi ise bir tek parmağıyla orduları biçiyor.
Yolları; gölge canavarlarından alfa yamilerine, kara kan kabilelerinden lanetli ejderlere, ihanetle örülü krallıklardan şeytan adasına kadar uzanıyor. Ama en büyük savaş… kendi içlerindeki karanlıkla. Bir dostun ölümü intikamı ateşlerken, bir ihanet bütün evreni tehdit edecek bir savaşı başlatır.
Efsanevi Türkler hayatta kalmak için savaşırken, Mahsun’un planı yavaşça ortaya çıkar:
Yeni bir soy yaratmak…
Yeni bir düzen kurmak…
Ve kainatı kana boyamak.
Bu hikâye; umutla korkunun, dostlukla ihanetin, insanlıkla şeytanların, gölgeyle ışığın çarpıştığı dev bir mitolojinin kapılarını aralıyor. Gökyüzü parçalanırken, herkes bir seçim yapmalı:
Karanlığa boyun eğmek mi? Yoksa kendi kaderinin efsanesi olmak mı?