Günün birinde güneşin benden doğduğunu
Gördüğümde,
O gün karanlığı affettim.
Dalga ile parçacığın
Işıktaki diyalektik uyumunu anlayınca sustum.
Ve günün her anında dudaklarımdan
Düşürmediğim adını anmadığımda
O gün dilimi kartallara yedirdim.
Sözlerimi göğe bıraktım, rüzgâra teslim ettim.
Zerdüşt’ün yalnızlığında dolaşan bir Nietzche gibi,
Sözlerimi dağlara bıraktım.
Affedilmiş karanlığın ateş dansında
Dilsiz ben ve sen, şafağın aydınlığına kadar
Öylece bekledik.
Bir yeniden doğuşun eşiğinde,
Kendini aşan bir insan gibi…
Birimiz susarken,
Diğerimiz de toprağın kulağına fısıldadı