Dört kuşak…
Bir aile…
Bir kadın…
Ve içinden yükselen özgür bir ruhun çağrısı.
Bu roman, sadece bir hayat hikâyesi değil; annelerin suskunluğuna, kız çocuklarının hayallerine, yarım kalan cümlelere ve içsel uyanışa adanmış bir anlatıdır. Meleyke’nin kaleminden dökülen her kelime, geçmişin izlerini takip ederken geleceğe umutla bakan bir kadının içsel yolculuğudur.
Çocukluk anılarıyla, savaşın gölgesinde büyüyen babaannelerle, aşkı beklerken kendini bulan genç kadınlarla, yalnızlıkla ancak onurla yaşamayı seçen annelerle dolu bu hikâye, okuru hem kendi iç yolculuğuna hem de kolektif kadın hafızasına davet ediyor.
Yazmak…
Bu kitapta yalnızca bir eylem değil, bir şifa biçimidir. Kelimeler yalnızca anlatmaz, iyileştirir. Her satırda bir yara sarılır, her cümlede bir ruh özgürleşir.
“Özgür Ruhun Çağrısı”, geçmişle yüzleşmenin, kendi iç sesini bulmanın ve hayatı yeniden yazmanın romanıdır.
Bu kitabı bitirdiğinizde, belki siz de kendi hikâyenizi yazmak istersiniz. Çünkü her kadının içinde bir anlatıcı vardır ve her anlatıcı bir zamanlar susturulmuş bir çocuktur.