Bir pazarda yalnızca sizin sattığınız bir şey varsa bu, sanıldığı kadar da havalı bir şey olmayabilir. Aslında
hesap basittir; ya kimse akıl etmemiştir –bunun havalı olduğunu kabul etmeliyim– ya da kimse bunun iyi
bir fikir olduğunu düşünmemiştir. Annem ilk ihtimale inanıyor, babam neye inandığını sır gibi saklıyor,
anneannem sessiz kalma hakkını kullanıyor, bense ikinci ihtimalden şüpheleniyorum. Bu nedenle aile
içinde biraz tartışma konusuyum ancak beterin beteri var, babaannem komple pazarda satış yapmamıza
karşı.
İşte bu kitap, pazarın tek kitapçısının ve o kitapçıyı kurtarmaya hiç kimse tarafından görevlendirilmemiş
Edip’in hikâyesi.
Müşteri çekmek için bulunan parlak fikirlerin, pek de planlandığı gibi gitmeyen satış yöntemlerinin,
oyuncakların, çekilişlerin, imza günlerinin ve her seferinde işleri biraz daha karıştırmayı başaran dokuz
yaşında bir pazarcının hikâyesi…
Agâh Ensar Can, Pazarın Tek Kitapçısı’nda bir çocuğun gözünden yetişkinlerin dünyasına, pazarcılığın
kendine özgü hâllerine ve aile içindeki küçük çatışmalara muzip bir yerden bakıyor.
Bu kitap çocukları, çocuk yerine koymayan bir çocuk kitabı.