|
Şato, insanın erişilmez olanla bitmeyen mücadelesinin soğuk, taş duvarlı alegorisidir. Franz Kafka’nın kaleminde, köyün tepesindeki o sessiz yapı, yalnızca bir bina değil; anlamın sürekli ertelendiği, kuralların kayganlaştığı, adımların boşa düştüğü bir dünyanın merkezidir. Ana karakter K., oraya ulaşmak için çabaladıkça daha da uzaklaşır. Kafka’nın dili, rüyayla uyanıklık arasındaki belirsizliği derinleştirir; anlatı, gerçeğin sis perdesinde yitip gittiği bir uğrak hâline gelir. |