“Modernleşmenin cilalı yüzeyi altında yatan derin bir sefalet ve sessiz bir çığlık.”
Bu kitap sadece bir hikâye derlemesi değil; 1930'lar Türkiye'sinin hızla dönen çarkları arasında sıkışmış “küçük adamın” trajedisidir. Sadri Ertem, silindir şapkayı Batılılaşmanın yapay bir sembolü, altındaki köylüyü ise yoksulluğun en saf gerçeği olarak resmeder. Yazar, yeni kurulan ekonomik düzenin acımasız dişlileri arasında ezilenlerin öyküsünü keskin bir gerçekçilikle anlatır. Türk edebiyatında toplumsal bilincin ve “sömürü” kavramının ilk edebi kıvılcımlarını arıyorsanız, doğru yerdesiniz.
Bu hikâyeler, değişen dünyanın gürültüsü arasında kaybolanların sessiz feryadıdır.