Kemal Anadol'la yaptığım nehir söyleşiden, editör olarak yayına hazırladığım Yaşasın Cumhuriyet adlı bu kitap, her aydının kütüphanesinde yer alması gereken kaynak yapıtlardan biri niteliği taşımaktadır. Osmanlı'nın son döneminden bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün süreçleri, bu söyleşinin konusudur. Bütün bu süreçlerin, Türkiye Cumhuriyeti'nin değerlerinden ve önde gelen aydınlarından biri olan Kemal Anadol'la yapılması, bu söyleşiyi kendine özgü ve farklı kılmaktadır. Ele alınan pek çok konu, çok etkenlidir ve bunların yalın bir dille ortaya konması, Sayın Anadol'un birikimiyle olanaklı olmuştur.
Söyleşide gerçeklik ve nesnellik temel ölçüt olarak alınmıştır. Karşılıklı katılımcı bir yaklaşımla, konular irdelenmiştir; bunlar, söyleşinin gelişerek veriminin artmasını sağlamıştır.
Atatürk, Türk tarihinin ve insanlık tarihinin komutanlık ve önderlik birikimini, kişiliğinde toplamıştır. Yok iken var ettiği ordu ile Başkomutan olarak emperyalizmi yendiğinde askeri dehasını, devlet kurucu iradesi ile önderlik dehasını ortaya koymuştur.
Emperyalizm, insanlık düşmanlığıdır ve devam etmektedir. Türkler, emperyalizme karşı, insanlığın ön cephesindedirler; o nedenle emperyalizmin saldırı hedefindedirler. Türkler, Atatürk'ün Başkomutanlığında emperyalizmi yenmişler, sömürgelerin uluslaşmasını başlatmışlar, insanlığın önünü açmışlardır. Bu bir ulusal harekettir ve insanlığı da içermektedir; bu, yalnızca Türklere özgü bir durumdur.
Türkiye Cumhuriyeti, kendini yok etmeyi amaçlayan pek çok projeye konu olmuştur; uğradığı saldırı, süreklilik taşımaktadır. Son çeyrek yüzyılda Türkiye'ye yapılan saldırı, bir Batı ülkesine sözgelimi İngiltere'ye, Fransa'ya, Almanya'ya yapılsa, bugün o ülkeler yoktu. Türkiye direnmektedir, direnecektir. Türkiye Cumhuriyeti'nde Atatürk'ün askerleri bitmez.