Gençliğin en keskin duygularının, ilk aşkın utangaç kıpırtılarının ve 90'ların sıcak yazlarının iç içe geçtiği bu kitap, hafızanın iç sesiyle konuşan bir anlatıcıyla açılıyor. Yazıyla 1997, bir çocuğun dünyasında büyüyen hevesleri, kırılgan umutları ve hiçbir zaman tam olarak anlatılamayan duyguların gölgesinde şekillenen bir çağın ritmini duyuruyor. Göl kıyısında bekleyişler, arka koltukta gizlice başlayan kalp çarpmaları, kasetlerin ve tamagotchilerin arasında kurulan küçük hayaller, bir dönemin masumiyetini yeniden canlandırıyor.
Kitap ilerledikçe bu kez farklı hikâyeler aracılığıyla insanların birbirine değen ve uzaklaşan hayatları görünür oluyor: bir fabrikada tutunmaya çalışan genç işçiden, yıllar sonra mezuniyet bahçesine dönen yetişkine; ailelerin gölgesinde büyüyen çocuklardan, kendine yazacak bir cümle arayanlara uzanan sesler çokluğu... Serhat Ceylan, incelikle işlediği bu öykülerde hem geçmişin sızısını hem de bugünün ağırlığını taşıyan karakterler yaratıyor; okuru kendi unutulmuş anılarının tam ortasına davet ediyor.