“Ezan-ı Muhammedî okundukta İsrafil aleyhi’sselâm
Sûr’u üfüreyor deyü ve abdeste kalkarken
kabrimden kalkıyorum deyü, camiye giderken
mahşer yerine gidiyorum deyü, müezzin kamet
edip cemiye saf saf olurken bu insanlar mahşer
yerinde yüz yirmi saf olup seksen safı bizim
peygamberimizin ve kırk safı sâir peygamberlerin
ümmetleri olsa gerektir deyü, imama uyduktan
sonra imam Fatiha-yı şerifeyi okurken sağımda
Cennet, solumda Cehennem, ensemde Azrail,
karşımda Beytullah, önümde kabir, ayağım altında
Sırat, acaba benim sualim âsan olur mu, ettiğim
ibadet ahirette başıma tac ve yanıma yoldaş ve
kabrimde çerağ olur mu, yoksa kabul olmayıp eski
bez gibi yüzüme vurulur mu deyü tefekkür etmek
gerek”.