|
Fener’in dar sokakları, Haliç’ten geçen gemiler, sur diplerindeki oyunlar, atari salonları, seçim otobüsleri, televizyon haberleri ve her gün biraz daha değişen bir ülke. Öykülerin ana karakteri Ali ise, henüz dünyanın kurallarını bilmediği halde onun bütün seslerini duyan bir çocuk. Evde konuşulan ekonomik krizleri, okulda anlatılan kahramanlıkları, sokakta büyüyen siyasi gerilimleri kendi hayal dünyasında yeniden kurar. Kırık oyuncak silahıyla çıktığı seferlerde yanında daima Büyük Komutan vardır. Onunla ülkeler fetheder, esirleri kurtarır, haksızlıkları giderir. Ali’nin bildiği hikâyelerde iyiler sonunda mutlaka kazanır ama hayat, televizyondaki filmler kadar anlaşılır değil. Babasının borçları, ablasının yarım kalan hayalleri, öğretmeninin öfkesi, mahalleyi bölen inançlar ve savaşın gerçek yüzünü taşıyan bir gazinin anlattıkları, Ali’nin oyunlarına yavaş yavaş sızar. Çocukluğun kahramanlık masalı çatladıkça geriye cevaplanması güç bir soru kalır: Kazanmak gerçekten ne demektir? Oyuncak Silah, bir çocuğun gözlerinden 1990’lar Türkiye’sine bakıyor. Yoksulluk, aile, |
mahalle, siyaset ve erkeklik üzerine sıcak, sahici ve incelikli bir büyüme hikâyesi.