Nur, sessizliğin değerli sayıldığı bir evde büyür.
Konuşmanın bedeli, görünen cezalar vardır.
Narsistik bir baba, arabulucu ama güçsüz bir anne… Nur, bu evde önce odaklanmak değil, dağıtılıyordu. Çocukluğunda öğrenilmiş sessizlik, kaçakçılık ve gösterilerde “usluluk” diye alkışlanır; bastırılan sözü, büyümede psikosomatik izlere dönüşür: boğazında düğüm, derisinde kızarıklık, midesinde keskin bir ağrı.
Üniversite, Nur için fiziksel bir kaçıştır; Ama babanın sesi içselleşmiştir. Babayla açık kavga hiç yaşanmaz; Onun boyunca süren, görünmeyen bir güç savaşı sürüyor. Babasının giderek zayıflayıp sesi kısılırken, Nur'un iç sesi güçlenir.
Sessizliğin Geometrisi, aile içi iktidarın bağırmasından da nasıl kurulabildiğini, ses bastırıldığında dağıtılmanın nasıl dağılımı ve iyileşmenin bazen büyük bir hesaplaşmayla değil, yerleşmekle mümkün olduğunu anlatan sarsıcı bir roman.
Bu bir hesap hikayesi değil.
Bu, artık kendini kanıtlamayan bir varoluşun hikâyesi.