20 Temmuz 1969’da Neil Armstrong adında bir ölümlünün, Apollo 11 aracıyla Ay’a ilk inişine şahit olduk. Günümüzde uzay yolculuklarını ve gezegenler arası temasları normal görüyoruz; çünkü Armstrong’un telsizinden, karşıdaki gök cismine yani Dünya’ya dönerek yaptığı ilk telsiz konuşmasını işittik:
“Houston! Burası Sükûnet Denizi. Kartal indi. Benim için küçük, ancak insanlık için dev bir adım.”
Buradaki “Kartal” sadece Ay modülünün kod adı değil, aynı zamanda Apollo 11 uzay aracının takma adı ve üç astronotun kendilerine gururla yakıştırdıkları bir unvandı. Onlar aslında birer “Kartal Adam”dı.
Armstrong’un Ay’a indiği gibi, Enki adında bir liderle elli kişilik bir astronot grubu da günümüzden yaklaşık 445 bin yıl önce Dünya’ya inmişti. Dünya’ya ilk ayak basan kişi olan Enki, denize indiği için mitolojide kendisine “Balık Adam” olarak yer edinmişti. Kendi gezegenleri Nibiru’nun özelliğinden dolayı biyolojik saatlerinin farklı işlemesiyle bizlerden çok daha uzun süreler yaşayabilen bu tür; Muhafızlar, Gözcüler, Neteru, Nefilim, Tanrılar gibi çeşitli isimlerle anılsa da bizler, Sümer’den öğrendiğimiz şekliyle “Anunnaki” terimini kullanmayı daha uygun buluyoruz.
Kadim tabletlerde Anunnakilerin uzay araçlarına “Kartal Gemiler” ya da “Göksel Gemiler”; kanatlı varlıklar olarak çizilen astronotlarına ise “Kartal Adamlar” denmişti. Bizler bu uçan araçlara UFO diyor olabiliriz ama kadim halklar için bu araçlar, Erich Von Däniken’in de yazdığı gibi, “Tanrıların Arabaları”ydı.
Bu kitap, çok tanrılı kadim uygarlıkların tanrıları olarak bilinen başta İnanna olmak üzere Dumuzi, Marduk, Ninurta gibi Anunnakiler ile biz dünyalılar arasında kurulmuş ilişkileri ve bu ilişkilerin günümüzdeki yansımalarını okuyucuya sunmak için yazıldı.
Bu kitabı bitirdiğinizde, Anunnakiler ile insanlar arasındaki ilişkinin hâlâ devam edip etmediğini sorgulayacaksınız.