|
Romanın omurgası kırılalı, parçalara ayrılalı, sonuç ve giriş çöpe atılalı uzun süre oldu. Bir dokunuşla başlıyor hikâye ya da bir filikaya pat diye atılmasıyla. Hem de artık anlatı, seçkin kahramanların eylemlerinden çok, sıradan hayatların ayrıntılarında, kesintilerinde ve rastlantılarında kurulmaya başladıktan sonra kurmaca yalnızca estetik bir mesele değil, bir siyaset, bir algı rejimi ve bir eşitlik biçimi olarak okunmaya başladı.
Jacques Rancière, Kayıp İplik’te tam da bu mercekten bakıyor. Modern kurmacanın neden- sonuç düzenini nasıl terk ettiğini ve anlatının nasıl ayrıntılar, kesintiler ve yoğunluklar üzerinden kurulduğunu gösteriyor. Romanın kaybolan düzenini değil, yeni dünyasını keşfetmek isteyenler için yöntemler dizisi, Kayıp İplik. Gustave Flaubert, Joseph Conrad ve Virginia Woolf gibi yazarlar üzerinden, anlatının klasik omurgasını oluşturan neden-sonuç düzeninin nasıl çözüldüğünü ve yerini detayların, sapmaların ve duyumsanabilir yoğunlukların dünyasına bıraktığını anlatıyor bize. |